top of page

S O G E D I C O M 

Groupe de sogedicomtraduction

Public·158 membres
Gustav Novikov
Gustav Novikov

Hakan Гakan Senin Bana Borcun


41 filan, çoğu yalandı. Zorla gasp ettiklerinin birazını dağıtsalar ne olur, dağıt masalar ne olurdu? Eşkıyanın eskisi yenisi olmaz, diyerek itiraz ettim, "ikisi nin de yaptığı zorbalık değil mi? Artık bırakalım bu edebiyatı. Yumrukla, tabancayla, bıçakla sağlanan üstünlüğün say# duyulacak nesi var? Güce değil, adalete itibar etmek lazım.*' Mehmet in gözlerinde kuşkulu bir ifade belirdi. "Doğru da Başkomiserim, devlet adaletten uzaklaşınca bu eşkıyalar dolduruyor boşlukları. Söylediklerinde hiç haksız değildi. Biz kapıyı aralık bırakı yorduk, eşkıyalar da pervasızca dalıyorlardı içeriye. Nasıl olursa olsun," dedim uzlaşmaz bir tavırla. "Bunlar yanlış işler Mehmet. Eskiden de yanlıştı, şimdi de yanlış. A* 1 * 36 i _ kahramanlık senin yaptırın. Kaç yıldır buradasın, kaç yıldır nafakanı şu küçük lokantadan çıkartıyorsun. İtin, uğursuzun. soysuzun arasında. Evet, delikanlılık diyorsanız tam da buduı. Öteki yalan... İmrenilecek bir yanı da yok. Acınacak insanlar aslında. Hep korkuyla yaşarlar, hep ihanet beklentisiyle. Ya bir köşede öldürülürler ya elindeki paralarla gıllıgışsız yeni bir hayat kurmayı başarır, kendilerini değil, ama hiç değilse çocuklarını kurtarmayı becerirler ya da Süleyman gibi böyle rezil riisva olurlar. Kliyle masaya üç kere vurdu Mehmet. Allah kimsenin başına vermesin, en kötüsü de Süleyman'ı nki be Baş komiseri m. Düşmanın elinden ölmenin bile bir şerefi, bir namusu var. Naciye öldüğünde muhtemelen sokaklarda yatacak. O anda aklıma geldi.




Hakan Г‡akan Senin Bana Borcun



78 İlk kez duyuyordum isimlerini. Gözün avdın. Sevdiğin insanlar mıdır?" Hem de nasıl. Bahsetmedim mi sana? Angeliki, kardeşim gibidir. Niko Dayı mla Fofo Yenge m Yunanistan'a göçtükten sonra doğmuş, ama yine de bayılır İstanbul a. Çok küçükten beri tanırız birbirimizi. Huzur içinde uyusun babam, her sine götürürdü beni Atina ya. Adı gibi bir melektir Angeliki. Fakat asıl olay Fofo Yenge m. Nasıl müthiş bir kadın Nevzat, anlatamam. Nerdeyse seksenini devirecek, ama halâ genç kız gibi dönüyor ortalıkta. Valla dün gece arka arkaya yuvarladı rakıları. Zavallı Angeliki saat on iki olmadan buldu kafayı. Fofo ise bana mısın demedi. Gecenin bir yarısı sirtaki oynamaya başladı kadın. Anla yani Nevzat... Nasıl da dizginsiz bir heyecanla anlatıyordu, hakikaten çok mutlu olmuştu dün gece. Sevindim onun adına. "Evet, kadın içkiden değil, sevinçten kaybetti kendini." dive sürdürdü. Ben salak da, güya kadını koruyacağım diye. Kakı, uzoya benzemez, çarpar insanı,' deme gafletinde bulundum. Siyah kalemle boyadığı kaşlannı çatarak, Sen kimin içkisini kime arılatıyorsun be. Sen daha dünyada yokken biz Niko Dayı nla kadeh kırardık Pera da, diye azarladı. Ne yapayım sesimi kesip oturdum. Ama hiçbir şey olmadı Fofo Yenge me. Sanki rakı değil de su içmişti bütün akşam. 71 nı-h:.- olmamış gibi. iyi geceler лал rek ilimdik > i 11 i yalağa. kvgenia konuştukça onun neşesi bana da geçiyor, кем un daha ı\ ı hissediyordum. Büyülü bir şey vardı bu kadın* Dünyanın yaşamaya değer bir ver olduğunu hissettiren bir şev. İster onun yeşil gözlerine bakarken olsun, ister yuzüm bile görmeden böyle telefonda konuşurken ne zaman onur sesini duysam, içim mutlulukla dolar, karamsar düşünceler çıkıp giderdi gönlümden.


80 bir rayihaya dönü $en lavanta kokusunu, sıcaklığını, bana bakarken gözlerinde beliren o tııhaf ışığı... Ne cinayet soruşturması ne beni bekle ven arkadaşlarım, hepsi silindi. Tamam, akşam bulunmaya lıtn. ama bir anlığına da olsa gelip seni göreyim demek geçli içimtleıı. bir anlığına da olsa şöyle bir sarılayım sana, kokunu içime çekeyim. Hemen vazgeçtim. Kvgeııia akrabalarının ya nındaydı. onların gözünün önünde bu hayal ettiğim buluşma usla gerçekleşemezdi. Hayır, bu duyguyu mundar etmeye hakkım yoktu. "Niye kızayım canım." Güya sesime umursamaz bir hava vermeye çalışmıştım. 'Kırk yılda bir misafirlerin gelmiş, üselik ta Atina'dan. Biz daha sonra görüşsek de olur." Yine bir sessizlik. -Sesin öyle demiyor ama. Yok. bu kadından bir şey sak Umama/.dı. İstersen ertelemeyelim, ben onlarla gitmesem de olur. Aşmalı Mescİt'te bir meyhaneye gidecekler. Sahibi. Knfo Yenge nin çocukluk arkadaşı. îlla sen de gel diye tuttur du. Atlatabilirim istersen. Şart değil yani... Biliyorsun, senin üzülmeni istemem..." Klhctte yalana devam ettim. "Nive üzüleyim Evgenia? Yarın buluşuruz, olmadı başka /aman... Günler çuvala mı girdi. Sen gönül rahatlığıyla misafirlerinle ilgilen." Hayır, sözlerim onu rahatlatmıyordu. Emin misin?" Sesindeki burukluk hissedilmeyecek gibi değildi. Evet, eminim. Ben de bizim çocuklarla giderim yemeğe. Ne zamandır onları bir yerleri* götürmeyi düşünüyordum tu ten.


93 Bodoslamadan daldı bizimki. "O yüzden mi dövdürdün kızı?" Yarı alaycı gözlerle. & le bir tarttı kumarhane sahibini. Yok, sen yapmamış** 1 *^ Hakkını yemeyelim, sen, kan kız döverek adama benasemi vursun. Şu senin yarım porsiyon mu dövdü Çilem'i? Az önce kı ampul kafa diyorum." inkâr edecek sandım, yapmadı. -Malaydı." dedi pişman olmuş bir sesle. Çok üzüldüm sonra. Kendimi aklamak için filan söylemiyorum, oldu işle bir koru. Bir anlık öfke patlaması diyelim.'* Elbelto fırsatı kaçırmadı bizimki. "Ya şu içerdeki çakallar du öfke patlamasına kapılıp En gin i ol d ünlülerse? Olamaz mı? Patronları kendine hâkim olamayıp genç bir katimın ağzım burnunu kırıyorsa, onlar da düşman olarak gördükleri adamı rahatlıkla öteki dünyaya yollamış olamazlar mı?" Elleri ateşe değmiş gibi çekti masanın üzerinden Ihsan. Hayır, öyle bir şey yapmadılar. Yapsalar haberim olurdu." Hâlâ kuşkuyla baktığımızı fark etti. "Yoksa benden mi şüpheleniyorsunuz? Yapmayın, neden öldıırteyim Engin i?" Sağ elini hovardaca salladı Ali. Ooo neden mi arıyorsun. Bir sürü... Bir kere Engin. Kara Nizam ın adamı. Kara Nizam da senin baş düşmanın. Değil ini?" Sahi Kara Nizam la aranızda ne var?" diyerek ben de katıldım bu eğlenceli muhabbete. Başlarda aranız iyiymiş, ne oldu da bozuştunuz?" Yok. hemen girmedi lafa. İhanete uğramış birinin ruh hali içinde sırtını koltuğa dayadı. Nizam, rahmetli babamın arkadaşıydı Başkomiscrim. Çok tanımazdım aslında. Ama bana yakın


125 tehlike anlarına. Normal bir insan evladının elbette bir tane olıır," dedi Ali. kışkırtmayı sürdürerek. Ama kendini erkek zanneden bazı mahluklar dört kadın birden alıyor günümüzde." Biz onlardan değiliz." Arkasına yaslanmıştı Nizam. Sol p b hala masanın üzerindeydi, ama o da iki yeğeni gibi sağ bni usulca, aşağıya göremediğimiz bir noktaya çekmişti. Adamlarla lüzumsuz bir çatışmaya girmenin anlamı yoktu. "Tebrik ederim," dedim saygılı bir tavırla. Allah hır vas bkttt kocatsın. 111 Nizam ın hiç beklemediği sözlerdi bunlar. Kısık kirjrfkj^ aralandı, iııee bir yalını halinde de olsa gözleri yeniden orı t ya çıktı. öletii biçti, galiba sonunda inandı. "Sağ olun Başkomiserim." Belli ki o da polislerle başının belaya girmesini istemi yordu. Ama yeni evlenmiş olmalısınız. Suratını kaplayan buzdan ifade çözüldü, nerdevse gülüm sevecekti. Düıı evlendik. Aramızdaki tatsızlığı unutmuş, gergin yüzü hıılvalanmıştı. Evet, daha dün. Uludağ da... Dedim ya Kngin'i öldür meşelerdi, birkaç gün daha kalacaktık orada,* Ortalık tam sütliman oldu derken Ali'nin sözleri yeniden dalgaland ırt 11 masay\: "Sorması ayıp, bu senin kaçıncı karın?" Haddini aşıyorsun dercesine baktı Nizam yardımcıma. Bu seni alakadar etmez. Şahsi hayatıma karışamazsın." Hırsla bana döndü. Size saygım büyük Başkomiserim. ama böyle devam ederseniz bu konuşmayı avukatımın yanında yapmak zorunda


144 geldik İs tanbul a... Zulüm vardı, çok zulüm vardı. Bıraktık işte vurdu yuvayı, te geldik buraya... Giderek daha çok kanım ısınmaya başlamıştı bu kalender müzisyene. Adın 11e?" Sadri... Burada aldık bu ismi... Rahmetli dedemin acil) dı. Bulgar değiştirmişti adımızı. Sergey diyorlardı bana. Ama anam hep Sadri derdi... Sadri Klarnet... Hafifçe kıkırdadı Ali. ama hiç alınmadı müzisyen. Evet Başkomiserim, soyadımız Klarnet, biz Roman ı*. esmer vatandaş, yani bildiğiniz Çingene. Dedem büyük klarnet ustasıydı, babam da öyle. Te OsmanlI dan beri bizim sül a * e böyle. Türkiye ye gelince ben de klarnet soyadını seçtim indime... Dostça gülümsedim. Valla ne diyeyim Sadri. hakkım veriyorsun soyadının Gurura benzer bir ifadeyle mırıldandı. 128 "Sağ olun Bnşkomiserim, elimizden geleni yapıyoruz işte." Yeniden dalgınlaştı. Azize nin bir suçu yoktur o meselede," dedi birdenbire. İvi kızdır Azize... Adı gibi, yüzü gibi, temizdir, saftır... Kimseye zarar vermez. İstese de yapamaz." yardımc ım kuşkuyla süzüyordu Sadri yi. Nevin oluyor bu Azize senin?" Suçüstü yakalanmış gibi kaçırdı gözlerini. Neyim olacak be Başkomiserim. Burada çalışıyor işte." Başıyla kadınların masasını gösterdi. Bak oradaki kızlar da öyle. Şermin, Nükhet, Gülşen... Hepimiz bir aile gibiyiz burada. Ama Azize nin yeri başka... Sadece konsomasyon yapmaz, şurkı da söyler. Bir dinleseniz. anlardınız ne demek istedi ğimi... Sesi güzeldir... Hem de çok güzel... Ben değil, asıl o yakışmıyor buraya. Ama biri keşfedecek yakında... Sibel gibi, Kibarive gibi büyük sanatçı olacak. Bak göreceksiniz, televizyonlarda program yapacak. Kurtulacak buralardan..."


151 154 Amu çekingen adımlarla birkaç adım gerilemişti bile -Hem hayaletler korkmaz ki polislerden...** Durdu, hafif çe öne doğru eğildi. Ölümler devam edecek. diye yineledi sallanarak. Sesi yine o gizemli tona bürünmüştü. Büyük bir yan^m çıkacak... Hepsini yakacak, hepimizi... Tek bir kişi hile kalmayacak. Bir tek bu insansız binalar kalacak... Onlar da yanmazsa..." Yeniden gözleri sokağa takıldı. "Bak, bak işte geliyorlar..." Yüzü çarpılmıştı, telaşla geri geri gitmeye başladı, -tîeliyorlaı deride kalanlar için geliyorlar... Senin için, benim için, hepimiz için geliyorlar..." Döndü, sanki arkasından eli bıçaklı adamlar kovalıyormuş gibi. can havliyle koşmaya başladı, daha ne oluyor demeye kalmadan, tıpkı ortaya çıktığı gibi birden kayboluverdi. Acık iı bir durumdu aslında, ama nedense Keto pek bir komik bulmuş. kahkahalarla gülüyordu. Kırmızı deri ceketinin içinde sallanan Piraııa daha da ileri gitti: Amma koyduğumun manyağı, diye küfrü bastı adamın arkasından. "Akıllısı bizi bulmaz, delisi götümüzden ayrılmaz..." İyi bir azarlamak geçti içimden ikisini de. ama haklım uçuyorlar, vazgeçtim. Kim bıı ihtiyar? diyerek yaklaştım. Genzimi yakan o koku görünmez bir duvar gibi çarptı suratıma: Tiner. Birkaç nefes te. bu çocukları acılarından kurtarıp cenneti* götüren o büyülü sıvı. Keto nun yumruk yapılmış sağ avucuna kavdı gözlerim, evet işte oradaydı tinere bulanmış pamuk parçası. Kıymetli biı mücevher ı?ibi sımsıkı tutuyordu avucunda. Daha tam ka lavı bulmamış olacak ki nereye baktığımı fark etti. "Diyojen i mi soruyorsun Başkomlserim? * diyerek hazine sini saklamak için etini usulca arkaya kaydırdı. "Kimi kim esi sok. Arkadaki kilisenin bahçesinde yaşar. Ermeni mi. Hum mu ne? Ksasırula çok zenginmiş." Pamuksu/, etiyle kı'ı çiik meydanın gerisindeki dört katlı binayı gösterdi. "Bak. Mİ, v onunmuş mesela. Dükkânları filan da varımş. Hepsinin kirasını kilise loplııyonnuş. 041b061a72


À propos

Bienvenue dans le groupe ! Vous pouvez communiquer avec d'au...
bottom of page